Çok sağlam başlık attım ama gerisin geri yazmak istemiyorum,sanırım zaten gerisinde ne yazacağımı bilmiyorum.. Bugün bilmediğinden bir önceki gün,yani..? İkinci kelimeni bilmemek,alacağın ikinci nefesi bilmemek,nereye gideceğini bilmemek,sabaha nasıl uyanacağını ya da uyanıp uyanamayacağını bilmediğin gün,işte o gün bugün..
Birinden bahsetmek istiyorum;
Bir ömer var, renkli gözlü bir dadaş.. Biraz deli, biraz dolu, belki de deliliği doluluğundan geliyor.. Diyor ki ömer, 'abi ben hiç üzülmüyorum,düne kadar bazen bir adam üzerime üzerime geldiğinde, bir kadın gözlerini üstüme dikip baktığında hatta bir çocuk hızlıca bana doğru koştuğunda korkuyordum, şimdi korkmuyorum, çünkü bir ses duydum 'ha mim' diye ve artık korkmadığım gibi hiçbirşeye üzülmüyorum'..Şimdi bu yazıyı okuyan var ise,o ne demek la,diyordur içinden,işte öyle.. Ömer hayata biraz farklı bir pencereden bakan dadaş, o yüzden pek fazla dinden bahsetmemek lazım yanında,biraz üstüne gidilince sıcak basıyor adama sabah demeden akşam demeden kendini denize atıyor.. ancak, bana bu blogu yazdırabilecek kadar da etkileyici yaşıyor demek ki hayatı.. adam denize atıyor kendini,çünkü hepimizdeki kızgınlık hissi onda da var ama o en güzel çözümü kendini ıslatmakta buluyor.. bazen bir laf ediyor, harbi diyorsun bugün bilmediğin bir önceki gündesin,sana noluyor..
insanoğlu her neye inanıyor ya da inanmıyorsa da, ortak bir payda var ki aynadaki sulieti, bazısı onun bir başkası olduğunu düşünüyor,bazısı da yansımanın ta kendisi,ancak ve ancak tek gercek var ki, o da kesin olarak hicbir seyin doğruluğunun bilinmediği.. işte bilmediğin şu anlarda yazıyorum bu yazıyı..
tuaftır,ilk defa yazdığım bir yazıyı daha bitmeden üçüncü kez okuyorum,sanırım saçmalayıp saçmalamadığıma bakıyorum.. yaw işte şu ömer,bunu hiç umursamıyor ya,ben ona takılıyorum esas, adamın umurunda değil senin bakışın,sen kimsin ki onu sorgulayasın..
neyse çok fazla sapıtmak istemiyorum,şu an kendime itiraf ettim bunu ve devam etmiyorum..
ancak;
bundan sonrasında bu yazının,bir paragraf daha var aslında ama bunu bir tek şu an ben biliyorum..
26 Temmuz 2011 Salı
1 Temmuz 2011 Cuma
HAYAT ÜÇ TAKLADAN İBARET..
Listeleyelim;
- Doğmadan önce anne karnında attığın takla...
- Yaşam içinde hayatta kalabilmek için attığın türlü türlü takla..
- Ölmeden hemen önce attığın takla.
Sanırım en keyiflisi birinci madde, çünkü hiç kimse hatırlamıyor.. Zaten yaşamda en keyif aldığın zamanlar hep en çabuk unutulanlar ya da zamana yenilip hatırlanamayanlardır,çünkü diğer yaşam çabaları illaki o keyiflerinizin üstüne limon sıkmaktadır.Düşünün, ilk aklınıza gelenler canınızı en çok yakanlar mıdır, yoksa keyif aldıklarınız mıdır? Esasında bilmiyorum,şu hayata pozitif bakabilitesi olanlar ile, bardağın dolu kısmı boş kısmı diye kafa ütüleyenlerden olmadığım içinde olabilir,benim gibilere 'negatif' diyorlar.. Bu negatif kelimesinin bir tek, hastane raporlarında gülümsenerek karşılandığını gördüm,negatifsen yırttın demektir.. Hayat,hastane raporlarına benzemiyor o ayrı..
Velasıl kelam hatırlamasakta, o birinci takla çok önemli ,nefes alma eylemini gerçekleştirdiğiniz zaman diliminde atacağınız taklalara alıştırma,hayatınızda bir daha hiç o kadar güvenli kollarda takla atamayacaksınız çünkü..
İkinci madde en sevdiğim,burada ister pozitif ol,ister negatif,istersen şu her boka gülümseyerek baktığı söylenen masal kahramanı hatun ol,o taklayı atacaksın.. Atmasan da ,attırıyorlar nasıl olsa,tabiri caiz ise 'illa bi taklaya getiriyorlar' kurtuluşun yok. Olaya ruhani bakanlar, bu taklaları seni yarınlardaki güzel şeylere hazırlayan nasihatlar olarak nitelendiriyor,felsefik yaklaşanlar,zaten hayat bu değil midir gibi zikimdirik bir yaklaşımla geliyorlar,geriye kalan kesim, kader diyerek olayın tam orta yerinden en arabesk girişi yapıyorlar..
Ben bu üçgenin neresindeyim harbi bilmiyorum,kişilik bozukluğu da olabilir ama kimi zaman duacı, kimi zaman felsefik,kimi zamanda isyankar olabiliyorum.. Ha, hiç birinin bi boka yaradığını görmedim,herşey kafasına göre devam ediyor gibi..
Takla atmaya cesaret etmek-edememek;bu şöyle birşey,denize yuksek bir noktadan atlamaya çalışırken gerildikten sonra bir an da hızlanarak koşmaya başlayıp,ardından tam son noktada göt gibi kalmak ve ya balıklama atlayabilmek,bir başkası ise bilerek atılan taklanın sonucunu bilmemek,bazen bi tarafını kırarak bazen mucizeler yaratarak,bazen de harcanmış boş artistlik çabası,en sonuncusu taklaya gelmek,bu çok enteresandır,çoğu zaman insan kendi gerzekliğini kapatmak için kullanır bunu,'lan ben öyle düşünmemiştim,çok pis taklaya getirdildim' gibi,esasında koca bir yalandır, doğrusu 'aha yine sıçtık,vay o.çocuğu nerden uydum yavşağa'dır,tabi bunun yanı sıra bazı saflar da vardır ki, bak o saflardan biri de ben olabilirim (vay o. ço..) öhööö.. yani saf insanlarda vardır tabi ki,farkında olmadan taklaya getirilen..
Sonuç,hepsinde taklacı kuşlara özenen bir insan silüeti ((Fransızca: "silhouette")...
Vee,üçüncü takla.. Ölüm.. Vaayy anasını,ne kelime ama.. İşte bu kelime,ne kadercilerin, ne felsefecilerin, ne de arabeskçilerin tam olarak kestirebilebildiği birşey,taklanın en büyüğü.. Gidildiği yer belli değil, ne zaman gidileceği belli değil,o taklanın nasıl atılacağı hiç belli değil..
En çok güldüğüm taklalardan biri,nasıl takla atacağını bilememek.. Şöyle ki, oldu da son anlara yaklaştığını hissettiğin zamanlarda,diğer taraf ile ilgili kafanda ampuller yanmaya başladı (tamam ampul birşeyler çağrıştırmış olabilir çaktırma) 'lan ya harbi varsa' , 'ya yanarsam' ,'yok lan cevap veremem harbi ne dicem' hah işte bu baloncuklar kafanın ustunde pıt pıt çıkmaya başladığında, nasıl bir takla atsamda ucundan kurtarsam olayı yaşanır,her dinde örneklerle mevcuttur,bunlara demek isterim ki 'ne kadar atarsan takla,dona düşer son takla,sıçtığının resmidir'. Olayım şu,birşeye inanıp inanmamak değildir durum,yavşak olmak hiç bir tarafta kabul edilemeyendir..
İşin esprisi bir yana,son TAKLA çok önemlidir harbiden,hayatının en karizmatik taklasıdır sen göremesen bile,son takla işin özetidir, o güne kadar attığın taklaların bütünüdür,giriş gelişme ve sonucundur,film şeridi yalandır ama duyguların en ağırındasındır,nasıl attığın çok önemlidir,son karende yüzünde tüm yaşadığın taklaların ifadesi kalır,tecrüben ise o takla sonucu,yüz üstümü,sırt üstümü yoksa göt üstümü düşeceğini gösterir..
Şimdi bakınca,ilk takla ile son takla arasında benzerlikler var değil mi.. Arası teferruat..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)